Namazdan Sonra Okunacak Dua Türkçe

namazdan sonra okunacak dua
Namazdan Sonra Okunacak Dua Türkçe

Namazdan Sonra Okunacak Dua Türkçe

Namazdan Sonra Okunacak Dua Türkçe Arapça; çok güzel, anlamlı, bereketli, huzur getiren bir dua, diye google’da arama yapanlar için birbirinden güzel duaları bir araya getiridik.

Ayet ve hadislerde geçen namazdan sonra okunacak duaları Türkçe okunuşları ile bir araya getirdik. Bize de dua etmeyi unutmayın.

Allahümme Ente’s-selâm Duası

Namazdan çıkıp “istiğfar” duasını okuduktan sonra şu dua okunur:

Okunuşu: Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâm. Tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.

Anlamı: “Allah’ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi! Sen münezzehsin, sen yücesin.” (Müslim, “Mesâcid”, 135)

İsteyenler “Selam” duasından sonra şu duayı da okuyabilirler:

Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr. Allâhümme lâ mâni’a limâ a’tayte ve lâ mu’tıye limâ mena’te ve lâ yenfe’u ze’l-ceddi minke’lceddi.”

Anlamı: “Allah’tan başka ilâh yoktur, sadece O vardır. O’nun ortağı yoktur. Bütün mülk O’nundur. Her türlü övgü O’na mahsustur. O yaşatır, O hayata son verir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Allah’ım! Senin verdiğine kimse mani olamaz, vermediğini de kimse veremez. Sen istemedikten sonra gayret eden kimseye gayreti fayda vermez.”

Peygamberimiz (s.a.s.), “Selam” duasından sonra bu duayı okumuştur (Tirmizî, “Salât”, 222, No: 298).

Sonra “alâ Resûlinâ salavât” (Peygamberin üzerine salât) denir. Sonra “Allâhümme salli ‘alâ Muhammed” cümlesi okunur.

Tesbih, Tahmîd, Tehlil ve Tekbir Duası

Sonra şu dua okunur:

Okunuşu: Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhü vellâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l- ‘aliyyi’l-‘azîm.

Anlamı: “Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Her türlü övgü Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah, en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak ulu ve yüce Allah ile vardır.”

Peygamberimiz (s.a.s.), bu duayı okumanın cennet bahçelerinin meyvelerinden faydalanmak olduğunu (Tirmizî, “De’avât”, 98), her harfine on sevap verileceğini (Münzirî, II, 435) ve günahların bağışlanmasına vesile olacağını (Tirmizî, “De’avât”, 98) bildirmiştir.

Ayetü’l-Kürsî

Sonra “e’ûzü-besmele” çekilir ve “Ayetü’l-Kürsî” okunur:

Okunuşu: Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ardı men zellezî yeşfe’u ‘ındehû illâ bi iznih. Ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm ve lâ yühîtûne bi şey’in min ‘ılmihî illâ bimâ şâe vesi’a kürsiyyühü’s-semâvâti ve’larda ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüve’l-‘aliyyü’l-‘azîm.

Anlamı: “Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur (varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hâkim ve onları koruyup gözetendir). O’nu ne bir uyuklama tutabilir ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup-gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.” (Bakara, 2/255)

Peygamberimiz (s.a.s.), “Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur’ân’ın zirvesi de Bakara sûresidir. Bakara sûresinde bir ayet vardır ki o ayet Kur’ân ayetlerinin seyyididir. O ayet Ayetü’l-kürsîdir.” (Tirmizî, “Fedailü’l-Kur’ân”, 2); “Ayetü’l-kürsî, Kur’ân’ın en büyük ayetidir.” (Ebu Dâvûd, “Hurûf ve Kıraat”,1) buyurmuştur.

Tesbîhât

Sonra şu tesbîhât yapılır:

Okunuşu: Sübhânellah (Otuz üç defa).
Anlamı: “Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.”

Okunuşu: el-Hamdü lillâh (Otuz üç defa).
Anlamı: “Her türlü övgü Allah’a mahsustur.”

Okunuşu: Allâhü ekber (Otuz üç defa).
Anlamı: “Allah, en büyüktür.”

Peygamberimiz (s.a.s.); “Namazları kıldığınız zaman 33 defa sübhânellah, 33 defa el-hamdü lillâh, 33 defa Allâhü ekber deyiniz, böylece siz bununla sizden öncekilere yetişir, sizden sonrakileri geçersiniz.” (Nesâî, Sehv, 95) buyurmuştur.

Kelime-i Şahadet

Sonra “Kelime-i Şahadet” duası okunur

Okunuşu: Lâ ilâhe illâllâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr.

Anlamı: “Allah’tan başka ilâh yoktur, sadece O vardır. O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur, her türlü övgü O’na mahsustur, O her şeye gücü yetendir.” (Tirmizî, “Salât”, 222. No: 298)

Peygamberimiz (s.a.s.); “Kim her namazdan sonra 33 defa ‘sübhânellâh’, 33 defa ‘elhamdülillâh’, 33 defa da ‘Allâhu ekber’ der, sonra ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr’ derse; günahları denizin köpüğü kadar da olsa bağışlanır.” (Müslim, “Mesâcid”, 146) buyurmuştur.

TESBİHATTAN SONRA YAPILABİLECEK DUALAR

Namazdan sonra okunacak dua konusunda kişi dilediği gibi dua edebilir. Sünnete uygun olarak peygamberimizin yaptığı şu duaları da yapabilir:

Okunuşu: Sübhâne Rabbike Rabbi’l-‘ızzeti ‘ammâ yesıfûn. Ve selâmün ‘ale’l-mürselîn. Ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-‘âlemîn. (Sâffât, 37/180-182)

Anlamı: “Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”

Peygamberimiz, namazdan sonra bu ayeti dua olarak okumuştur (Tirmizî, “Salât”, 222, No. 298).

Okunuşu: Rabbena’ğfirlenâ zünûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ‘ale’l-kavmi’l-kâfirîn.

Anlamı: “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit kıl, kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!” (Al-i İmrân, 3/147)

Okunuşu: Rabbenâ lâ-tüziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb-lenâ min ledünke rahmeh. İnneke ente’lvehhâb.

Anlamı: “Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalplerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.” (Âl-i İmrân, 3/8)

Okunuşu: Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem teğfir lenâ ve terhamnâ lenekûnenne mine’l-hâsirîn.

Anlamı: “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!” (A’râf, 7/23)

Okunuşu: Rabbic’alnî mükîme’s-salâti ve min zürriyyetî Rabbenâ ve tekabbel duâ’e.

Anlamı: “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul et!” (İbrahim, 14/40)

Okunuşu: Rabbenağfirlî veli-vâlideyye velil-mü’minîne yevme yekûmü’l-hısâb.

Anlamı: “Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, ana-babamı ve mü’minleri bağışla!” (İbrahim, 14/41)

Okunuşu: Allâhümme yâ mukallibe’l-kulûbi, sebbit kalbî ‘alâ dînike ve tâ’atike’l-islâm.

Anlamı: “Ey kalpleri döndüren (kalplere hükmeden) Allâh’ım; benim kalbimi dinin ve İslâmî itaatın üzerine sâbit kıl.” (Tirmizî, “Kader” , 7)

Okunuşu: Allâhümme innî e’ûzu bike min azâbi cehennem. Ve e’ûzu bike min ‘azâbi’l-kabri. Ve e’ûzu bike min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât.

Anlamı: “Allah’ım! Ben cehennem azabından Sana sığınırım. Kabir azabından da Sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden de Sana sığınırım.” (Ebu Dâvûd, “Salât”, 184)

Okunuşu: Allâhümme, innî e’ûzu bike mine’l-küfri ve’l-fakrı ve ‘azâbi’l-kabri.

Anlamı: “Allah’ım! Küfürden, fakirlikten ve kabir azabından sana sığınırım.” (Ebu Dâvûd, “Edeb”, 101)

Okunuşu: Allâhümme lâ mâni’a limâ a’taytü velâ mu’tıye limâ mena’te ve lâ yenfe’u ze’l-ceddi minke’l-ceddü.

Anlamı: “Allah’ım! Senin verdiğine kimse mani olamaz, vermediğini de kimse veremez. Sen istemedikten sonra gayret eden kimseye gayreti fayda vermez.” (Müslim, “Mesâcid”, 137).

Okunuşu: Allâhümme e’ınnî ‘alâ zikrike ve şükrike ve husni ‘ıbâdetike.

Anlamı: “Allah’ım! Seni zikir, sana şükür ve güzelce ibadet etme konusunda bana yardım eyle.” (Ebu Dâvûd, “Salât”, 26)

Okunuşu: Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-ğınâ.

Anlamı: “Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.” (Müslim, “Dua”, 72)

Okunuşu: Allâhümme innî es’elüke ‘ılmen nâfi’an ve rizkan tayyiben ve ‘amelen mutekabbelen

Anlamı: “Allah’ım! Senden faydalı ilim, helâl rızık ve makbul amel istiyorum.” (İbn Mace, “İkameti’s- Salât”, 32).

Okunuşu: Allâhümme innî es’elüke’s-sebâte fi’l-emri. Ve es’elüke ‘azîmete’r-rüşdi. Ve es’elüke şükra ni’metike ve husne ‘ıbâdetike. Ve es’elüke lisânen sâdikan ve kalben selîmen.Ve e’ûzü bike min şerri mâ ta’lemü. Ve es’elüke min hayri mâ ta’lemü. Ve esteğfiruke mimmâ ta’lemü. İnneke ente ‘allâmülğuyûb.

Anlamı: “Allah’ım! Senden dinde sebat etmemi istiyorum. Doğrulukta kararlı olmak istiyorum. Nimetlerine şükretmek ve ibadetlerini en güzel biçimde yapmak istiyorum. Doğru söyleyen bir dil, sağlıklı ve sana teslim olan bir kalp istiyorum. Bildiğin her zararlı şeyin şerrinden sana sığınıyorum. Bildiğin her hayırlı şeyi istiyorum. Bildiğin her günah için bağışlamanı diliyorum. Sen gizli olan şeyleri çok iyi bilensin.” (Tirmizî, “De’avât”, 2)

Okunuşu: Allâhümme ahsente halkî fe ahsin hulükî.

Anlamı: “Allah’ım! Yaratılışımı güzel yaptın, ahlâkımı da güzelleştir.” (İbn Hıbbân, “Ed’ıye”, No: 959; el-Heysemî, “Ed’ıye”, 33, No: 17363)

Okunuşu: Allâhümme ahsin ‘âkıbetenâ fi’l-‘umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyi’d-dünyâ ve ‘azâbi’l-âhırah.

Anlamı: “Allah’ım! Bütün işlerimin sonucunu güzel eyle, beni dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından koru.” (İbn Hıbbân, “Ed’ıye”, No: 949; el-Heysemî, “Ed’ıye”, 33, No: 17390)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.