Cibril Hadisi Arapça Türkçe Metin | İhsan Nedir Hadisi

cibril hadisi
Cibril Hadisi | İslam, İman Ve İhsan Nedir

Cibril Hadisi Arapça Türkçe Metin | İhsan Nedir Hadisi

Cibril Hadisi diye meşhur olmuş Hadis-i Şerif, İslam, İman ve İhsan’ı en özet şekilde bizlere anlatan rivayettir. Ali el-Kari mirkatül mefatih’inde bu hadis için hadislerin anası “Ümmül Hadis” ifadesinin kullanmıştır.

Cibril hadisi İslam’ın ve İman’ın Şartlarını Resulullah ‘ın dilinden bize aktarmaktadır. Ayrıca islam’ın ayrılmaz bir özelliği olan İhsan’ı en güzel şekilde açıklamaktadır.

Hadis’in sonlarına doğru Kıyamet alametlerinden bir kaçı da Resulullah tarafından zikredilmiştir.

Hadis’te dikkatle üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise İman ile ilgili cevapta, kadere imanın, inanmak fiili ile tekrarlanması, zaman içinde gelişebilecek bir tartışmaya işaret ve cevap anlamı taşımaktadır.

Hadis’in ilk bölümünde yer alan cümlelere baktığımızda; Resulullah’ın vefatından kısa zaman sonra kader meselesinin tartışma konusu olduğunu görmekteyiz. Bu da bize kader konusunda farklı anlayışlara sahip insanların sadece günümüz de değil, ilk asırlardan beri var olduğunu göstermektedir.

Cibril Hadisi’nin ilk bölümünü burada aktarmak faydalı olacaktır:

Abdullah b. Ömer bu hadîsi Basra’ dan Hacc veya Umre için Hicaz’a gelen Yahya b. Yamer ve Humeyd b. Abdirrahmân el-Himyerî’nin kader hakkında soru sormaları üzerine rivayet etmiştir. Basra’da ilk olarak Ma’bed el-Cühenî ve ona tabi olanlar kaderi inkâr etmişler; hâdiselerin, Allâh’ın hiç bir takdir ve bilgisi olmaksızın yeni yeni husûle geleceğini ileri sürmüşlerdir. Abdullah b. Ömer onları dinledikten sonra şöyle demiştir:

“Sen Basra’da onlarla görüştüğün zaman kendilerine söyle ki, ben onlardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Allah’a yemin olsun ki onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa da onu hayra harcasa, kadere inanmadıkça Allâh onun hayrını kabul etmez.” Sonra Abdullah (r.a.) aşağıdaki hadisi nakletmiştir (Ahmed Davudoğlu, Sahîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, İstanbul 1977, I, 106).

Cibril Hadisi Arapça Metni

Bu kısımda Sahihi Müslim’den aldığımız Cibril Hadisi’nin Arapça metnini paylaşıyoruz.

Bildiğiniz gibi hadisler sened ve metin diye tabir edilen iki bölümden oluşur. Sened kısmında Hadis-i Şerif’i müellife ulaştıran ravi zinciri yer almaktadır. Sizlere kolaylık olması açısından Cibril Hadisinin sened kısmını gri renk tonu ile oluşturduk.

Hadisler’in Metin kısmında ise rivayet edilen asıl konu anlatılmaktadır. Metin kısmının yazı renk tonunu ise siyah seçerek okuyucularımıza senedi metinden ayırmaları noktasında yardımcı olmayı istedik.

Meşhur Cibril Hadisi; İslam, İman Ve İhsan nedir Hadis Arapça metni:

حَدَّثَنِي أَبُو خَيْثَمَةَ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ كَهْمَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، ح وحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ – وَهَذَا حَدِيثُهُ – حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا كَهْمَسٌ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، قَالَ: كَانَ أَوَّلَ مَنْ قَالَ فِي الْقَدَرِ بِالْبَصْرَةِ مَعْبَدٌ الْجُهَنِيُّ، فَانْطَلَقْتُ أَنَا وَحُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِمْيَرِيُّ حَاجَّيْنِ – أَوْ مُعْتَمِرَيْنِ – فَقُلْنَا: لَوْ لَقِينَا أَحَدًا مَنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَسَأَلْنَاهُ عَمَّا يَقُولُ هَؤُلَاءِ فِي الْقَدَرِ، فَوُفِّقَ لَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ دَاخِلًا الْمَسْجِدَ، فَاكْتَنَفْتُهُ أَنَا وَصَاحِبِي أَحَدُنَا عَنْ يَمِينِهِ، وَالْآخَرُ عَنْ شِمَالِهِ، فَظَنَنْتُ أَنَّ صَاحِبِي سَيَكِلُ الْكَلَامَ إِلَيَّ، فَقُلْتُ [ص: 37] : أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ إِنَّهُ قَدْ ظَهَرَ قِبَلَنَا نَاسٌ يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ، وَيَتَقَفَّرُونَ الْعِلْمَ، وَذَكَرَ مِنْ شَأْنِهِمْ، وَأَنَّهُمْ يَزْعُمُونَ أَنْ لَا قَدَرَ، وَأَنَّ الْأَمْرَ أُنُفٌ، قَالَ: «فَإِذَا لَقِيتَ أُولَئِكَ فَأَخْبِرْهُمْ أَنِّي بَرِيءٌ مِنْهُمْ، وَأَنَّهُمْ بُرَآءُ مِنِّي»، وَالَّذِي يَحْلِفُ بِهِ عَبْدُ اللهِ بْنُ عُمَرَ «لَوْ أَنَّ لِأَحَدِهِمْ مِثْلَ أُحُدٍ ذَهَبًا، فَأَنْفَقَهُ مَا قَبِلَ اللهُ مِنْهُ حَتَّى يُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ» ثُمَّ قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ قَالَ: بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ يَوْمٍ، إِذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ شَدِيدُ بَيَاضِ الثِّيَابِ، شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعَرِ، لَا يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ، وَلَا يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ، حَتَّى جَلَسَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إِلَى رُكْبَتَيْهِ، وَوَضَعَ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ، وَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي عَنِ الْإِسْلَامِ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْإِسْلَامُ أَنْ تَشْهَدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَتُقِيمَ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ، وَتَحُجَّ الْبَيْتَ إِنِ اسْتَطَعْتَ إِلَيْهِ سَبِيلًا»، قَالَ: صَدَقْتَ، قَالَ: فَعَجِبْنَا لَهُ يَسْأَلُهُ، وَيُصَدِّقُهُ، قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنِ الْإِيمَانِ، قَالَ: «أَنْ تُؤْمِنَ بِاللهِ، وَمَلَائِكَتِهِ، وَكُتُبِهِ، وَرُسُلِهِ، وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ»، قَالَ: صَدَقْتَ، قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنِ الْإِحْسَانِ، قَالَ: «أَنْ تَعْبُدَ اللهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ»، قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنِ السَّاعَةِ، قَالَ: «مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنَ السَّائِلِ» قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ أَمَارَتِهَا، قَالَ: «أَنْ تَلِدَ الْأَمَةُ رَبَّتَهَا، وَأَنْ تَرَى الْحُفَاةَ الْعُرَاةَ الْعَالَةَ رِعَاءَ الشَّاءِ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ»، قَالَ: ثُمَّ انْطَلَقَ فَلَبِثْتُ مَلِيًّا، ثُمَّ قَالَ لِي: «يَا عُمَرُ أَتَدْرِي مَنِ السَّائِلُ؟» قُلْتُ: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: «فَإِنَّهُ جِبْرِيلُ أَتَاكُمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينَكُمْ»

Cibril Hadisi
Cibril Hadisi Arapça Metin

Cibril Hadisinin Türkçe Metni

Hz. Ömer’in bildirdiğine göre, bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda bulundukları bir esnada, bembeyaz elbiseli, simsiyah saçlı, üzerinde yoldan geldiğinin gösteren herhangi bir emera bulunmayan ve içlerinden hiç kimsenin tanımadığı bir adam çıkagelir.

Hz. Peygamber’in yanına sokulur, önüne diz kurup oturur, dizlerinin peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in dizlerine dayar, ellerini dizlerinin üzerine koyar ve Hz. Peygamber’e “Ya Muhammed” diye hitap edip sırasıyla İslam, iman ve ihsan’ın ne olduğunu sorar.

Hz. Peygamber de:

İslam,

Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen  Kabe’yi ziyaret (hac) etmendir.

İman,

Allah’a, Meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Yine hayır ve şerriyle kadere iman etmendir.

İhsan,

Allah’a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da o seni mutlaka görmektedir. diye cevap verir.

Her defasında aldığı cevabı “doğru söyledin” diye onaylayan zatın bu durumu orada bulunanları şaşırtır. O, bu duruma aldırış etmeden bu defa kıyametin ne zaman kopacağını sorar. Paygamber sallallahu aleyhi ve sellem,

Kendisine soru yöneltilen, bu onuda sorandan daha fazla bilgili değildir, cevabını verir. Adam,

O halde alametlerini anlat, der. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de,

Annelerin kendilerine cariye muamelesi yapacak çocuklar doğurması; yalın ayak, başı çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve görkemli binalarda dolaşıp birbirleriyle yarıştıklarını görmendir, buyurur.

Adam kalkıp gider. Hz. Ömer bir süre öylece hayretler içinde kalakalır. Daha sonra  Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;

Ey Ömer, o soru soran kimdi,biliyor musun? O, Cebrail‘di size dininizi öğretmek için geldi, buyurur. (Müslim, İman 1)

Yazar: Yönetici

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.