Kur’an’da Geçen İsimler: Anlamları ve Kur’an’da Yer Alan İsimler

Kur’an’da Yer Alan Kız ve Erkek İsimleri: İsim Koyma Adabı, Allah’ın İsimlerinin Kullanımı ve Dinen Uygun Olmayan İsimler

Yeni dünyaya gelen bir çocuğa güzel ve anlamlı bir isim koymak, anne ve babanın evladına karşı önemli sorumluluklarından biridir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyleyse çocuklarınıza güzel isimler veriniz.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 61)

Bu nedenle çocuklara isim seçerken yalnızca ismin kulağa hoş gelmesine değil, aynı zamanda taşıdığı anlama ve İslâm’ın ortaya koyduğu ölçülere uygun olup olmadığına da dikkat edilmelidir.

İSLÂM’A GÖRE ÇOCUĞA İSİM KOYMAK NASIL OLMALIDIR?

İslâmî anlayışa göre çocuğa isim verme konusunda öncelikli hak babaya ait kabul edilmekle birlikte, anne ve babanın bu konuda istişare ederek ortak bir karara varması en uygun yaklaşımdır. İsim koyma sırasında genel olarak şu hususlara dikkat edilir:

  • Çocuğun kulağına ezan ve kamet okunur ve kendisine verilecek isim söylenir.
  • Anlamı kötü veya çirkin olan, Allah’tan başkasına kulluk anlamı taşıyan ya da inançsızlığı çağrıştıran isimlerin verilmesinden kaçınılır.

KUR’AN-I KERİM’DE GEÇEN ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI

Kur’an-ı Kerîm’de yer alan bu erkek isimleri, sadece birer isim olmanın ötesinde; ayetlerde anlatılan kıssalarla anlam kazanan, güzel ahlâkı, vakarı ve fazileti temsil eden önemli şahsiyetleri hatırlatan isimlerdir:

Adem: İbrânîce kökenli olup “toprak” veya “insan” demektir. Yokluk anlamına gelmez. Kur’an’da ilk insan ve ilk peygamber olarak zikredilir; Allah’ın ona bütün isimleri öğrettiği belirtilir. (Bakara, 31)

Ahmed: Arapça kökenli olup “en çok övülen, methedilen” veya “Allah’ı en çok hamd ile anan” anlamına gelir. Hz. İsa’nın kendisinden sonra geleceğini müjdelediği peygamberin ismidir. (Saf, 6)

Cebrail: İbrânîce kökenli olup “Allah’ın kulu” veya “Allah’ın gücü/elçisi” anlamına gelir. Kur’an’da vahiy getirmekle görevli, “Rûhu’l-Kudüs” ve “Rûhu’l-Emîn” olarak da anılan büyük melektir. (Bakara, 97)

Dâvûd: İbrânîce kökenli olup “en sevilen kişi, dost, aziz” anlamlarına gelir. Kur’an’da kendisine Zebur verilen, demiri hamur gibi şekillendiren ve sesiyle dağları, kuşları tesbihe katan peygamber-hükümdardır. (Sâd, 17)

Elyasa: İbrânîce asıllı Elişa isminin Arapçalaşmış halidir; “Allah kurtuluştur” veya “Allah benim yardımcımdır” demektir. Hz. İlyas’ın halefi olarak İsrailoğulları’na gönderilen bir peygamberdir. (En’âm, 86; Sâd, 48)

Eyüp (Eyyûb): İbrânîce kökenli olup “tövbe eden, Allah’a dönen, pişman olan” demektir. Kur’an’da ağır hastalıklara ve kayıplara karşı gösterdiği büyük metanetle “sabır timsali” olarak anılır. (Enbiyâ, 83)

Harun: İbrânîce veya Eski Mısır kökenli olduğu düşünülür; “parlayan, ışık saçan, dağ adamı” gibi anlamlara gelir. Hz. Musa’nın kardeşi, yardımcısı ve güzel konuşma yeteneğiyle bilinen peygamberdir. (Tâhâ, 30)

Hud: Arapça kökenli olup “hidayete eren, tövbe eden” veya “yahudi” (etimolojik akrabalık) anlamlarına gelebilir. Ad kavmine gönderilen ve onları tek ilaha davet eden peygamberdir. (Hûd Sûresi)

İbrahim: İbrânîce kökenli olup “halkların babası” veya “inananların babası” (Ab-raham) anlamına gelir. Kur’an’da “Hanîf” (tek tanrıya inanan) ve “Halîlullah” (Allah’ın dostu) olarak nitelenir. (Bakara, 124)

İdris: Arapça “ders” kökünden türetildiği kabul edilir; “çok kitap okuyan, ilim sahibi” demektir. İlk yazı yazan, dikiş diken ve astronomiyle uğraşan peygamber olarak rivayet edilir. (Meryem, 56)

İlyas: İbrânîce aslı Eliyahu olan isim “Benim Rabbim Yahve’dir” anlamına gelir. Kavminin taptığı Ba’l putuna karşı tevhid mücadelesi veren peygamberdir. (En’âm, 85)

İsa: İbrânîce kökenli olup “Allah kurtarır/kurtuluştur” anlamına gelir. Kur’an’da (Nisa, 171) “Allah’ın bir kelimesi” ve “Allah’tan bir ruh” vasıflarıyla anılan, mucizevi bir şekilde babasız dünyaya gelen peygamberdir.

İshak: İbrânîce kökenli olup “Gülen, yüzü gülen” anlamına gelir. Hz. İbrâhim’in Hz. Sâre’den doğan mübarek ve bilge peygamber oğlu. (Sâffât, 37/112))

İsmail: İbrânîce kökenli olup “Allah duamı işitti.” anlamındadır. Hz. İbrâhim’in Hz. Hacer’den doğan mübarek ve bilge peygamber oğlu. (Bakara 2/127)

Lokman: “Kendisine ilâhî hikmet verilmiş bilge şahsiyet; tıbbın ve hikmetli sözlerin sembolü olan Kur’anî isim” olarak bilinir. (Lokmân 31/12-19)

Lut: Lut Peygamber, “Hz. İbrahim’in yeğeni; Sodom halkına gönderilen, sabrı ve misafirperverliğiyle bilinen elçi” olarak bilinir. (A’raf, 80)

Mahmud: Arapça kökenli olup “Övülmüş, medhedilmiş, övgüye değer” anlamındadır. (İsrâ 17/79)

Muhammed: Arapça kökenli olup “Pek çok kez övülen, hamd ü senâya lâyık; seçilmiş ve güvenilir” anlamına gelir. (Âl-i İmrân, 144)

Musa: İbrânîce kökenli olup “Sudan kurtarılmış; çekip çıkaran; Allah ile konuşan mübarek lider ve peygamber” anlamına gelir. (Kasas, 7)

Nuh: İbrânîce kökenli olup “Rahatlık, huzur ve sükûnet; uzun ömürlü; Allah’ın kurtardığı dürüst ve şükreden kul” anlamına gelir. (Halk arasındaki “inatçı” anlamı sözlük kökenli değildir.) (Hûd 11/48)

Salih: Arapça kökenli olup “iyi, yararlı, yetenekli, dürüst” ve “dinin emirlerine uygun hareket eden” anlamına gelir. (A’raf, 73)

Süleyman: İbrânîce kökenli olup “Barışçı, huzurlu; selâmet ve sağlık içinde olan; hükümdar-peygamber” anlamına gelir. (Neml, 15)

Şuayb: Arapça kökenli olup “Küçük topluluk; peygamberlerin hatibi; halkını ve yolunu doğruya yönelten” anlamına gelir. (A’raf, 85)

Üzeyir: İbrânîce kökenli olup “Yardım eden, yardım edici” anlamına gelir. (Tevbe, 30)

Yahya: Arapça kökenli olup “Diri, yaşayan; Allah’ın canlandırdığı ve yaşattığı kişi” anlamına gelir. (Meryem, 7)

Yakub: İbrânîce kökenli olup “Topuk tutan, peşi sıra gelen” anlamına gelir. İsrâiloğulları’nın atası olan peygamberdir. (Meryem, 49)

Yusuf: İbrânîce kökenli olup “Artacaktır, (Allah) ilave eder” veya “Allah artırsın” anlamına gelir. (Enam, 84))

Yunus: İbrânîce kökenli olup “güvercin” anlamına gelir. (Saffat, 139)

Zekeriyya: İbrânîce kökenli olup “Allah’ın hatırladığı kişi” veya “Rab hatırlar” anlamına gelir. (Meryem, 2)

Zülkarneyn: Arapça bir tamlama olan Zülkarneyn “İki boynuz sahibi; dünyanın doğusuna ve batısına hükmeden güçlü ve salih hükümdar” anlamına gelir. (Kehf, 83)

Zülkifl: Arapça kökenli olup “Nasip ve kısmet sahibi; üstlendiği hayırlı işleri başarıyla yerine getiren” anlamına gelir. (Enbiya, 85)

KUR’ÂN’DA GEÇEN KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI

Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bu kız isimleri, yalnızca birer isim olarak değil; anlamları, çağrışımları ve Kur’an’daki kullanımlarıyla zarafet, iffet, güzellik ve ilâhî rahmet gibi değerleri hatırlatan isimlerdir:

Cennet: Arapça kökenli olan Cennet kelimesi, sözlükte “bitki ve ağaçlarla örtülü bahçe” anlamına gelir. Kur’an-ı Kerîm’de 147 defa geçen bu kelime, âhirette iman edenlerin sonsuz nimetler içerisinde yaşayacağı mükâfat yurdunu ifade eder. (Bakara, 25)

Fecir (Fecr): Arapça kökenli bir isim olan Fecir veya Fecr; “tan yerinin ağarması, günün doğması ve sabah aydınlığı” anlamlarına gelir. Kur’an-ı Kerîm’in 89. sûresinin adıdır. Gecenin karanlığının ardından aydınlığın ortaya çıkmasını ifade etmesi sebebiyle umut ve yeniden diriliş gibi anlamları da çağrıştırır. (Fecr, 1)

Firdevs: Kökeni hakkında Farsça veya Grekçe olduğu yönünde farklı görüşler bulunmakla birlikte Arapçalaşmış bir kelimedir. “Etrafı çevrili bahçe, bostan” anlamına gelir. Kur’an’da “Cennetü’l-Firdevs” ifadesiyle zikredilen Firdevs, cennetin yüksek derecelerinden biri olarak anılır. (Mü’minûn, 11)

Kevser: Arapça kökenli Kevser kelimesi; “çokluk, bolluk ve bereket” anlamlarını taşır. Kur’an-ı Kerîm’in 108. sûresinin adıdır. Hadislerde ve tefsirlerde ise Hz. Peygamber’e (s.a.v.) cennette verilen, suyu sütten daha beyaz ve baldan daha tatlı olduğu bildirilen özel bir nehir veya havuz şeklinde açıklanmıştır. (Kevser, 1)

Meryem: İbrânîce kökenli olan Meryem (Miryam) ismi; “ibadet eden, Rabbin hizmetçisi” ve “yüce, üstün” gibi anlamlarla açıklanmıştır. Kur’an-ı Kerîm’de ismi açıkça zikredilen tek kadın Hz. Meryem’dir. Ayrıca Kur’an’ın 19. sûresi onun adını taşır. Hz. Meryem, iffet, sadakat ve Allah’a teslimiyetin önemli bir sembolü olarak kabul edilir. (Meryem, 16)

Nur: Arapça kökenli Nur kelimesi “aydınlık, ışık ve parıltı” anlamlarına gelir. Kur’an-ı Kerîm’in 24. sûresinin adı olan Nûr, İslâmî literatürde Allah’ın isimlerinden biri olan “en-Nûr” şeklinde de kullanılır. Aynı zamanda doğru yolu gösteren ilâhî rehberliği ve Kur’an’ın insanın kalbini aydınlatan yönünü ifade eder. (Nûr, 35)

İSLÂM’DA ÇOCUĞA İSİM VERME ADABI

İslâmî anlayışta çocuğa güzel bir isim vermek, babanın evladına karşı yerine getirmesi gereken önemli sorumluluklardan biri kabul edilir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de isim seçiminin önemine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur: “Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağırılacaksınız; bu sebeple kendinize güzel adlar koyun” (Ebû Dâvûd, Edeb, 61).

İsim Ne Zaman Verilir?

İslâmî kaynaklarda çocuğa isim verilmesiyle ilgili iki farklı zaman öne çıkmaktadır:

Doğduğu Gün: Hz. Peygamber’in (s.a.v.) oğlu İbrahim’e doğduğu gün isim vermesi, çocuğa dünyaya geldiği gün isim konulabileceğini göstermektedir. Nitekim Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bu gece bir oğlum doğdu, ona atam İbrahim’in adını verdim” (Müslim, Fedâil, 62).

Yedinci Gün: Âlimlerin çoğunluğu ise çocuğa isim verilmesini akîka kurbanı ile birlikte yedinci günde gerçekleştirmeyi daha faziletli ve müstehap kabul etmiştir.

İsim Verme Merasimi (Ezan ve Kamet)

Çocuğun doğumunun ardından kulağına ezan ve kamet okunması, İslâm’ın şiarlarından olan kelime-i tevhidin ve çocuğa verilecek ismin ilk duyduğu sözler arasında olmasını sağlamak amacıyla uygulanan sünnetlerden biri olarak kabul edilir.

İsim verme sırasında genel olarak şu uygulamalar takip edilir:

  • Çocuk, kendisine isim verecek kişinin kucağına alınır.
  • Sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okunur.
  • Daha sonra çocuğun ismi üç defa tekrar edilerek: “Yavrum, senin ismini (…) koyduk. Allah sana bereket versin” denilir.

İsim Koyma Hakkı Kime Aittir?

İslâm hukukunda çocuğa isim verme hakkı esas olarak babaya ait kabul edilmiştir. Baba hayatta değilse veya bu hakkı kullanmasına engel bir durum bulunuyorsa isim verme hakkının anneye geçeceği belirtilmiştir. Bununla birlikte anne ve babanın isim konusunda birbirleriyle istişare etmesi ve ortak bir karara ulaşması, İslâmî edep açısından en uygun davranış olarak görülmektedir.

ÇOCUĞA İSİM KOYMANIN HÜKÜMLERİ

İslâm’da isimlerin taşıdığı anlam ve ifade ettiği nitelikler dikkate alınarak farklı hükümlere tâbi olabileceği belirtilmiştir. Buna göre isimler genel olarak müstehap, haram, mekruh ve mubah olmak üzere dört grupta değerlendirilebilir.

Müstehap (Beğenilen) İsimler

Allah’a Kulluk İfade Eden İsimler: Hz. Peygamber (s.a.v.), Allah katında en sevimli isimlerin Abdullah (Allah’ın kulu) ve Abdurrahman (Rahman’ın kulu) olduğunu bildirmiştir.

Peygamber İsimleri: Peygamberlerin isimlerini çocuklara vermek, dinî açıdan güzel ve tavsiye edilen bir uygulama olarak kabul edilmiştir.

Sâlihlerin İsimleri: Güzel ahlâkları ve örnek hayatlarıyla tanınan Allah dostlarının ve İslâm büyüklerinin isimlerini yaşatmak ve bu şahsiyetleri hatırlatacak isimleri tercih etmek güzel görülmüştür.

Haram İsimler

Allah’tan Başkasına Kulluğu İfade Eden İsimler: Abdünnebi (Peygamberin kulu) gibi Allah’tan başkasına kulluk anlamı taşıyan veya putlara nispet edilen isimlerin kullanılması haram kabul edilmiştir.

Allah’a Mahsus İsimler: Hâlık (Yaratıcı), Rızk (Rızık veren) gibi yalnızca Allah Teâlâ’ya mahsus olan isimlerin, “Abd” (kul) takısı olmaksızın insanlara isim olarak verilmesi caiz değildir.

Mekruh (Hoş Karşılanmayan) İsimler

Kötü Anlam Taşıyan İsimler: İsyan, acı, savaş, keder veya uğursuzluk gibi olumsuz anlamları çağrıştıran isimlerin verilmesi hoş karşılanmamıştır. Asiye (isyankâr), Mürre (acı) ve Harb (savaş) bu tür isimlere örnek olarak zikredilebilir.

Kişiyi Aşırı Öven İsimler: Bir kimsenin dindarlığını, temizliğini veya ahlâkını olduğundan üstün gösteren ve övgü anlamı taşıyan isimler de uygun görülmemiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), “iyi ve dürüst” anlamına gelen Berre ismini bu sebeple Zeynep olarak değiştirmiştir.

Zalim ve Kötü Şöhretli Kimselerin İsimleri: Firavun, Karun ve Ebu Cehil gibi kötülükleriyle tanınan ve İslâm tarihinde olumsuz bir şekilde anılan kişilerin isimlerinin çocuklara verilmesi uygun görülmemiştir.

Mubah (Serbest) İsimler

İslâm’ın inanç ve ahlâk esaslarına aykırı olmayan, kötü veya çirkin bir anlam taşımayan isimlerin verilmesi mubah kabul edilir.

Melek isimlerinin, örneğin Cebrail ve Mikail gibi isimlerin çocuklara verilmesi genel görüşe göre caizdir.

Bunun yanında Müslüman toplumların kültüründe yerleşmiş, anlamı güzel ve İslâm’ın temel prensipleriyle çelişmeyen Alparslan ve Selçuk gibi isimlerin kullanılması da mümkündür.

İslâm’da İsim Değiştirme

Hz. Peygamber (s.a.v.), anlamı kötü veya İslâm’ın inanç esaslarıyla bağdaşmayan bazı isimleri daha güzel anlam taşıyan isimlerle değiştirmiştir. Bu sebeple, isminin anlamı kötü olan kimselerin veya sonradan Müslüman olan kişilerin uygun olmayan isimlerini değiştirmeleri, Peygamberimizin (s.a.v.) uygulamasına uygun bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

Not: Bu çalışma, TDV İslâm Ansiklopedisinden faydalanılarak derlenmiştir.

Yazar: Yönetici

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loval %5 İndirim PC
Loval %5 İndirim